2015 W20 Zirvesine katıldık

G20 2015 Dönem Başkanı olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından kabul edilen ‘G20 Kapsamında Kadın20 (W20) adlı bir açılım grubunun kurulmasına dair Kavram Raporu’nda, ekonomik büyümenin toplumsal cinsiyete duyarlı ve kapsayıcı şekilde desteklenmesine odaklanan ve yine G20 altında yapılandırılacak başlı başına bir açılım grubu kurulması, yani W20’nin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Bu grup, G20’nin yakın geçmişte benimsediği şu taahhütler doğrultusunda ilerleme kaydetmek için çalışma yetkisine sahiptir: Kadınların tam ekonomik ve sosyal katılımı (Los Cabos Liderler Bildirgesi, 2012); kadınların finansal tabana yayılma ve eğitim konusunda ilerlemesi (St Petersburg Liderler Bildirgesi, 2013); yerel koşulları da dikkate alarak her bir ülkede kadınlar ve erkeklerin katılım oranları arasındaki farkı 2025 yılına kadar yüzde 25 azaltmak (Brisbane Liderler Bildirgesi, 2014). Bu kavram raporunda ele alınan diğer faaliyet alanları ise kadın girişimciliğinin desteklenmesi, kadınların iş dünyası ve kamu sektöründe liderliği ve sağlık hizmetleri alanlarıdır. Ayrıca G20’nin tüm faaliyet alanlarında kadınların yararının her zaman gözetilmesinin önemi vurgulanmıştır: burada amaç W20 sayesinde toplumsal cinsiyet alanında yeni bir kaynak havuzu oluşturmak değil W20 sayesinde toplumsal cinsiyete duyarlı ve kapsayıcı ekonomik büyüme yaklaşımının tüm politika alanlarında benimsenmesine katkı sağlamaktır. Kavram Raporunda ayrıca “G20 Liderler Zirvesi öncesinde Türkiye’de üst düzeyli bir politika forumunun gerçekleştirilmesi” öngörülmektedir. Bu rapor, W20’nin öncelikli politika alanlarına daha derinlemesine bir bakış sunmak amacıyla, ulusal troyka W20 Türkiye Yürütme Komitesi tarafından yapılan istişare sonucunda hazırlanmıştır. Bu öncelikler, Türkiye Dönem Başkanlığında G20’nin benimsediği üç temel öncelikle örtüşmektedir: 1) Küresel Toparlanmasının Güçlendirilmesi ve Potansiyelin Arttırılması, 2) Dayanıklılığın Arttırılması ve 3) Sürdürülebilirliğin Desteklenmesi.

Küresel Toparlanmanın Güçlendirilmesi ve Ekonomik Potansiyelin Arttırılması

  • Eğitim, istihdam ve girişimcilik arasındaki bağdan yola çıkarak kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi

Kadınlar için eğitim, istihdam ve girişimcilik konusunda G20’nin benimsediği taahhütler St. Petersburg Liderler Bildirgesi’nde yer almaktadır; (gençliğe özel vurgu: genç kadınlar ve erkekler) çıraklık ve mesleki eğitim programları (29. paragraf) ve kız çocuklarının finans konusunda eğitim ihtiyacına dair tavsiyelerde (80. paragraf) bu konu ele alınmaktadır. Pekin Bildirgesi ve Eylem Platformu; özellikle Kadınlar ve Yoksulluk, Kadınların Eğitim ve Öğretimi, Kadınlar ve Ekonomi konulu stratejik hedefler altında kapsamlı ve içerik yönünden zengin politika tavsiyeleri sunmaktadır.

Elde edilen kazanımların, örneğin işgücü piyasasına katılım oranları arasındaki farkın giderilmesine yönelik kazanımların çok iyi tahlil edilmesi, doğru yorumlanması gerekmektedir: 1995 yılından bu yana işgücüne katılım oranlarındaki farkın ciddi ölçüde azalmamasının sebeplerinden biri, daha fazla sayıda kadının eğitimine devam etmesidir. Ayrıca eğitimlerini yarıda bırakmayıp tamamlayan kadınlar bile hala iş bulmakta zorlanmaktadır. Genelde eğitim durumunun iyi olması halinde, istihdam ve girişimcilikte iyi sonuçlar elde edileceği varsayılır ancak uygun politika müdahaleleri yapılmadığı sürece, bu durum geçerli olmamaktadır. Politikalara doğru yön verebilmek için; ekonominin bu temel üç unsurunun birbiriyle etkileşimde olduğu mekanizmaların ve toplumsal cinsiyet uçurumlarının, farklarının çok daha iyi anlaşılması gerekmektedir. Atılacak adımlarda, arz ve talep yönünden kadınların karşılaştıkları zorlukları ele almak önemlidir. Örneğin bir kadının iş arama kararı alması veya kendi işini kurma kararı alması; muhasebeden, vergilerden, pazarlamadan ne kadar anladığına göre ve piyasada fırsatların mevcut olup olmayışına göre şekillenmektedir. Kendilerine sunulan eğitim ile iş dünyasında veya işgücü piyasasında başarı için gereken beceriler örtüşmediğinde, toplumsal cinsiyet uçurumu derinleşebilmektedir.

  • İşyerinde ayrımcılığın ortadan kalkması, hakların yerine getirilmesi ve eşit fırsatların sunulması

Kadınların ekonomik haklarını kullanabilmeleri, ücretler farkının azaltılabilmesi ve işgücü piyasasındaki diğer toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderilebilmesi için, işyerindeki ayrımcılığın ve mesleklerde gözetilen cinsiyet ayrımının sona ermesi gerekmektedir. Geliştirilmiş olan FEM (Fırsat Eşitliği Modeli) sertifikaları gibi hesap verebilirlik mekanizmaları, eşit fırsat tanıyan işverenlerin tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Bunun için ön elemelerde dikkate alınan unsurlardan biri insan kaynakları politikalarının denetimidir. Ayrıca ülkelerde kadın işçilerin daha güçlü mekanizmalarla korunmasını sağlamak için daha iyi şikayet mekanizmaları geliştirilebilir ve kurumsal çeşitlilik politikaları uygulanabilir. Cannes Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde; temel haklara, ilkelere ve normatif düzeyde işe saygı yeniden vurgulanmıştır. Pekin Eylem Platformu’nun (BfA) F.1 ve F.5 tavsiyeleri bu konuyu daha çok aydınlatmaktadır. Kamu politika reformlarına ilave olarak, işletmeler Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri’ne (WEPs) bağlı kalarak kurumsal politikalarını elden geçirebilirler.

  • Kadınların finansmana ve verimli varlıklara erişimini sağlamak

G20’nin kadınlara yönelik finansal tabana yayılmayı amaçlayan faaliyetleri, W20 ile yapılan güç birliğiyle daha ileri seviyeye ulaşabilir. 2010’da G20, Finansal Tabana Yayılma İçin Küresel Ortaklık (GPFI) kurma kararı almış ve bir finansal tabana yayılma çerçevesi oluşturmuştur. Los Cabos Bildirgesi, G20’nin finansal tabana yayılma konusundaki çabalarının etkisini büyük ölçüde arttırmıştır çünkü bu bildirge, G20 Finansal Tabana Yayılma Göstergeleri Seti’ni (50. paragraf) benimsemekte, ayrıca kadınların ve gençlerin özellikle finansal hizmetlere ve finansal eğitime erişim ihtiyacını ortaya koymaktadır (53. paragraf). St. Petersburg’da üyeler, IFC ile birlikte Kadınlar İçin Mali Ağ kurma kararı almışlardır. Kadınlar için finansal tabana yayılma çabalarının devamı, mikro finans ve standart finans kapsamında gerçekleşebilir. Pekin Eylem Platformu’nun F2 Stratejik Hedefi, bu açıdan kadınlar için nelerin işe yarayabileceğine dair yol göstermektedir. Kadın Bankacılığı programı buna örnek olabilir.

  • Kadınlara ait işletmelerin ve inovasyonun desteklenmesi

İşçilerin yüzde 80’i küçük ve orta ölçekli işletmelerde istihdam edilmektedir; bu işletmelerin başarısı, yaratılan iş imkanı artışıyla ilgilidir. Şu anda kadınlara ait işletmelerin kamuda satın alımların yapıldığı pazarlarla bağı zayıftır ve bu işletmelerin kamu ihalelerinin yüzde 1’inden azını alabildikleri tahmin edilmektedir. Kadınların bu denli büyük bir pazara erişiminin arttırılması amacıyla; kadınlara ait işletmelerden alım yapmayı hedefleyen politikalarla birlikte kapasite geliştirme programları uygulanabilir, kadınlara ait şirketlerin rekabet edebilirliğini arttırmayı hedefleyen programlar geliştirilebilir, şeffaf teklif çağrısı ve ihale sistemleri oluşturulabilir, bilgi eksikliklerini giderecek adil ve eşit muamele yapan programlar uygulanabilir, boyutu görece daha küçük sözleşmelerle çalışılabilir, ödemelerin şeffaf ve zamanında gerçekleştiği bir sistem kurulabilir ve toplumsal cinsiyete dayalı bütçe tahsisi yapılabilir. Bu sayede kayıt dışı sektörde çalışan kadınların kayıtlı sektöre geçişi de teşvik edilmiş olur. Kadınların üzerindeki orantısız yüklerin tespit edilebilmesi için vergi teşvikleri ve vergi rejimleri de incelenmelidir.

Ayrıca etki alanı büyük ve ölçeklendirilebilir işletmelerdeki kadınların desteklenmesine yönelik politikaların belirlenmesi gerekmektedir. Küresel Girişimcilik Monitörü’ne (2012) göre dünyanın 67 ekonomisinde bulunan tahmini 126 milyon kadın yeni işletme kurmuş veya bu işletmeleri yönetmiştir. Buna ilave olarak, tahmini 98 milyon kadın da halihazırda kurulu işletmeleri yönetmiştir. Bu kadınlar sadece kendilerine ve kurucu ortaklarına iş imkanı yaratmakla kalmayıp işletmeleri için başkalarını da işe almaktadır. Tahminlere göre 48 milyon kadın girişimci ve işletme sahibi 64 milyon kadın şu anda işletmelerinde bir veya daha fazla kişi istihdam etmektedir. Üstelik bu kadınlar işlerini büyütmeyi planlamaktadır. Tahmini yedi milyon kadın girişimci ve kurulu işletme sahibi olan beş milyon kadın, önümüzdeki beş yıl içerisinde en az altı kişi daha istihdam ederek işlerini büyütme planı yapmaktadır. Bu şirketlerin sürdürülebilirliği, duyarlı ve kapsayıcı ekonomik büyümeye anlamlı bir katkı yapacaktır.

  • Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde lider pozisyonda olan kadınların sayısını arttırmak

Kadınların yönetim kurullarında yer almıyor olması toplumlar üzerinde belli sonuçlar doğurmaktadır. Yapılan çalışmalara göre yönetim kurullarında daha fazla sayıda kadın üyenin bulunduğu şirketler daha farklı hareket etmektedir. Bu şirketler daha tüketici odaklı, daha şeffaf, çevreye daha duyarlı olmakta ve kadın çalışanları için daha iyi insan kaynakları politikaları uygulamaktadırlar. Yönetim kurullarında kadınlar mevcut olduğunda, şirketlerde çalışan kadınların motivasyonu daha yüksek olmaktadır. Direktörü kadın olan şirketlerde genelde yapısal işten çıkarmalar daha az yaşanmaktadır. Kadınların güçlenmesi; ekonomilerin iyiye gitmesini, üretkenlik ve büyümenin desteklenmesini sağlar. Mali krizin ardından çok sayıda yorumcu ve devlet bakanının paylaştığı görüşe göre; bazı büyük kuruluşların trajik çöküşü, yönetim kurullarında finansal performansa odaklı risk alma kültürünü daha ılımlı şekilde dengeleyebilecek kadın sayısının arttırılmasıyla belli ölçüde önlenebilirdi. Toplumsal cinsiyetin risk alma davranışı üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar da bu görüşü desteklemektedir; bu araştırmalara göre, kadınlar erkeklere kıyasla paydaşları daha çok düşünen ve riskten kaçınan tutumlar sergilemektedir.

Siyasette temsil edilmek için kadın kotalarının uygulanmasında amaç, kanunlar ve politikalar vasıtasıyla kadınların durumunu iyileştirmektir; bu uygulamaların amacına ulaşabilmesi için şirket yönetim kurullarında da kadınlar için kotalar getirilmelidir çünkü ekonomik ve finansal kaynak tahsisi yapmaya yetkili olan, beşeri sermayeyi geliştiren ve siyasi lobi faaliyetleriyle kanun ve yönetmelikleri etkileme kapasitesine sahip olanlar, şirket yönetim kurullarıdır. Tüm dünyada borsada işlem gören büyük şirketler hem küresel iş dünyasında önemli rol oynamakta hem de içinde yer aldıkları ulusal ekonomilere ciddi katkılar sağlamaktadır. Bu şirketlerin aldıkları kararlar kendi işletmelerini ve işçilerini etkilediği kadar tüm ekonomiyi de etkilemektedir. Ayrıca kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kariyer konusunda eğitim, koçluk ve destek sağlanması, yönetim kurullarında çeşitlilik elde etmek için kullanılan önemli yollardandır.

Kadınların daha çok temsil edilmesini sağlamak için belli hedefler konabilir; örneğin Şirketlerin Yönetim Kurullarında, Üst Yönetiminde ve Devlet Kurumlarında yer alan Kadınların sayısını 2020 yılına kadar yüzde 20 artırmak hedeflenebilir. Hem resmi çalışma grupları hem de devlet temsilcileriyle yapılan toplantılar, kadınların G20 süreçlerine katılımını arttırmak için fırsat sunmaktadır.

  • Kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal ağlarının güçlendirilmesi

Kadınların iş dünyasında kurdukları örgütler ve dernekler, hem iş dünyasında hem de toplumda kadınların katılımını destekleyen itici güç unsurlarıdır. Bu yapılar aynı zamanda yeni politikaların geliştirilmesinde kaldıraç etkisi yaratmaya ve başarılı uygulamaların yaygınlaşması için kamu ve özel sektör ortaklıkları geliştirmeye dair farkındalık oluşturarak bu alanda bilginin yayılmasını da sağlamaktadır. W20; G20 girişimleriyle ilgili bilgilerin daha geniş kesimlere aktarılması için bir araç olabilir ve kadınları siyasette, politika istişarelerinde ve ulusal veya sektörel kalkınma planlarının hazırlanmasında daha aktif rol almaya cesaretlendirebilir.

Ekonomik Dayanıklılığın Arttırılması

  • İş hayatı ve özel hayatın dengelenmesine destek

Kadınların işgücü piyasasına katılım oranı yüzde 56 iken erkekler için bu oran yüzde 86’dır. 100 milyon kadını işgücü piyasasına çekebilme arzusundan yola çıkarak G20 ülkeleri 2014 yılında bir taahhüde imza atmış, kadınlarla erkekler arasındaki işgücüne katılım oranı farkını 2025 yılına kadar yüzde 25 azaltmayı hedef olarak belirlemişlerdir. G20 ülkelerinde ekonomik büyümenin toplumsal cinsiyete duyarlı ve kapsayıcı şekilde gerçekleşmesini engelleyen en temel sebeplerden biri, maddi olarak karşılanabilir ve uygun çocuk bakım hizmetlerinin ve kurumlarının mevcut olmayışıdır. Henüz yapım aşamasında olan W20 iş planında, G20 ülkelerinde özellikle 0-3 yaş arası çocuklar için geliştirilmiş çocuk bakım hizmeti politikaları ve uygulamalarının incelenmesine yer verilmekte, böylece iyi uygulamaların tespit edilip yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Çocuk bakım hizmeti veren merkezlere yapılacak yatırımlar ve bu merkezlerin işletilmesi sayesinde pek çok yeni iş imkanı doğabilecekken bu imkandan tam olarak yararlanılamamaktadır.

Kadınların iş hayatıyla özel hayatı dengelemelerini sağlayacak çocuk bakım hizmetlerinin sunulması; hem sosyal koruma ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi hem de kadınların işgücü piyasasına katılım oranlarının arttırılması için G20 üyelerinin benimsediği taahhütlerle örtüşmektedir. Cannes Zirvesi Sonuç Bildirgesi (2011), Sosyal Koruma Zemini Danışma Grubunun raporuna açıkça atıfta bulunmaktadır. Los Cabos Liderler Bildirgesi (2012); “beceri kazandırma, ücretler, maaşlar, işyerindeki davranışlar ve bakım konusundaki sorumluluklar da dahil her alanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin arttırılması” üzerinde üyelerin anlaşmaya vardığı 2011 tarihli Cannes Zirvesi önceliklerini bir kez daha teyit etmektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve çocuk bakım sorumluluğu olarak ifade edilen üç konunun birbiriyle etkileşiminde, G20’nin daha derinlemesine anlaması gereken bazı yönler bulunmaktadır. Bu amaçla atılacak ilk somut adım, üye ülkelerin mevcut politikalarını ve büyüme stratejilerini incelemek, ayrıca bu ülkelerin ücretli ebeveynlik izinlerini ve esnek çalışma saatlerini ne derece desteklediklerini anlamaktır. En iyi uygulamaların ve alınan derslerin ortaya konması için farklı stratejiler karşılaştırmalı olarak incelenebilir. Bu analiz, tıpkı çocuk bakımında olduğu gibi iş yaratma imkanları sunan yaşlı bakımı alanında da gerçekleştirilebilir.

  • Yeterli sosyal korumanın sağlanması

Sosyal koruma; ekonomik dayanıklılık ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasında temel bir unsurdur. Sosyal koruma; toplumda yaşlılara, engellilere, kırılgan kesimlere genelde daha fazla bakım ve destek veren ve aynı zamanda toplumsal cinsiyete özgü sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan kadınlara orantısız ölçüde fayda sağlayabilir. Yeterli hizmet ve korumanın mevcut olması sayesinde elde edilebilecek devamlı sağlık hali pek çok faydayı beraberinde getirmekte, hem iyi olma durumunu arttırıp hem de gelir getirici faaliyetlere ayıracak vaktin (bakıcılar için de) artmasını sağlayarak üretkenliği sağlamaktadır.

  • Çocuk bakım gibi sosyal bakım altyapılarının kuvvetlendirilerek çalışma koşullarının iyileştirilmesi

Mevcut G20 taahhütleri; çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve kayıt dışı, dayanıksız, güvencesiz istihdamın azaltılmasını öngörmektedir. Ayrıca bu taahhütler Seul Kalkınma Uzlaşısı’nda ve St. Petersburg Liderler Bildirgesi’nde de açık bir şekilde ifade edilmektedir. Bu bildirgede G20 üyeleri çalışma koşulları, maaş pazarlığı çerçeveleri, ulusal maaş belirleme sistemleri ve sosyal korumaya erişim gibi alanlarda çalışarak iş kalitesinin iyileştirilmesini taahhüt etmektedir. Bu taahhüt, toplumsal cinsiyete duyarlı makroekonomik politikalara yönelik bir dönüşüm çerçevesi ortaya koyan 2015 Dünya Kadınlarının İlerlemesi Raporu’ndaki bulgu ve tavsiyelerle de örtüşmektedir. Tavsiyelerden biri, sosyal güvencesiz işlerin sayısında 2025 yılına kadar yüzde 20’lik azalma gibi hedeflerin belirlenmesidir.

Ekonomik Sürdürülebilirliğin Desteklenmesi

  • Sürdürülebilir tüketim eğilimlerinin geliştirilmesi ve yeşil büyümenin sağlanmasında kadın liderliğinin desteklenmesi

G20; yenilenebilir enerji kullanımı, müsrif tüketim alışkanlıklarının azaltılması, doğal kaynakları ve çevreyi korumaya yardım eden teknolojik gelişmelerin takip edilmesiyle yeşil büyüme konusuna giderek daha çok öncelik vermektedir. Kadınlar bu konuda hem faydalanıcı hem de önemli bir değişim aracı konumundadır. Kadınlar; azaltma, yeniden kullanma ve geri dönüşüm yapma hareketinde önemli bir rol oynayabilir. Sürdürülebilir uygulamalar konusunda verilecek eğitimlerle desteklenen politikalar kadınların yeşil işletmeler ve yeşil işlere sahip büyüyen pazarlara katılımını arttırabilir. Gitgide gelişip değişen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin on ikincisi, bu konuda yapılacak çalışmalar için güzel bir giriş noktasıdır.

  • Özellikle kırsal kesimde yaşayan kadınları dikkate alarak tarım ve gıda güvencesi politikası geliştirmek

G20; gıda güvencesi ve tarımsal koruma konusuna büyük önem vermektedir. Örneğin Seul Kalkınma Uzlaşısı, Roma Prensipleri’ni benimseyerek ilgili uluslararası kuruluşlarla çalışma kararı almıştır. G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantılarına paralel olarak gerçekleşen tarım bakanları toplantılarının en temel konularından biri gıda güvencesi ve tarımsal üretimdir. W20 de iyi uygulamaları gösterip politika önerileri getirerek bu toplantıların tartışmalarına katkı sağlayabilir. Odaklanılacak alanlar arasında kadın kooperatifleri, toplum mutfakları, organik tarım değer zincirinde kadının yeri, aydınlatma ve tarlalara yan yolların yapımı gibi kadınlara fayda sağlayacak altyapı çözümleri, malların ve kadınlara hizmet sağlayanların dolaşımını kolaylaştıracak toplu taşıma çözümleri yer alabilir. Toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yapılacak bir değer zinciri analizi, kadınların lojistik ve idari sektörler gibi tarla dışındaki alanlarda katılımını arttıracak tarım projelerine nasıl entegre olabileceğini gösterebilir.

Kırsal kesimlerde yaşayan kadınlar genelde nüfusun marjinalleşmiş, kırılgan ve hizmetlerden en az faydalanabilen kesimine dahildir; bu yüzden Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tarım ve gıda güvencesiyle ilgili uygulamalarında, kadınların durumuna büyük bir hassasiyetle yaklaşılarak bir yandan iş yaratma ve girişimcilik imkanları sunulmalı, diğer yandan da kırsal kesimdeki kadınların tam potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen faktörlerin üzerine gidilmelidir.